+90 368 261 27 34 / +90 368 261 26 66 / +90 368 260 47 43

Basında Yer Alan Haberler

Yargıtay'dan polise: Eski günler sona erdi

Üç yıldır görülen davadaki 15 yıllık hapis cezası, 'Toplanan deliller hukuk dışı. İşkence var, avukat yok, sanık aldatılmış. Beraat gerekir' denilerek bozuldu

ADNAN KESKİN 

ANKARA - Sinop'ta 22 yaşında bir genç kızın öldürülmesiyle ilgili ceza kararı, rekor sayılacak bozma gerekçesiyle Yargıtay'dan döndü. Yargıtay, cinayetten 15 yıl ağır hapse mahkûm edilen memuru 'beraat etmeli' gerekçesiyle tahliye ederken, cezayı veren mahkeme kararını, dolayısıyla polis soruşturmasını da topa tuttu.
Sanığa yasal haklarının hatırlatılmamasını ve kullandırılmamasını, işkence raporlarının dikkate alınmamasını, çelişkili tanık ifadelerinin esas alınmasını eleştiren Yargıtay'ın kararı, kızlarını kaybeden acılı ailenin, yıllardır süren adalet beklentisine de büyük darbe indirdi. 
Chat delili: Dava dosyasına göre Özlem Güney, Sinop'ta 2001'de çalıştığı muayenehanede bıçaklanarak öldürüldü. Katil zanlısı olarak da 1.5 yıl sonra maliyede memur olarak çalışan Hüseyin Göklerinoğlu gözaltına alındı. Polisin gözaltı gerekçesi, sanığın öldürülen genç kızla bir dönem internette chat yaptığını belirlemesi oldu.
Ceza 24 yıldan düştü: Avukatının işkence başta, davada sayısız itirazlarına rağmen sanık, iki yıllık yargılama sonunda 24 yıla mahkûm edildi. Ardından eylemi tahrik altında işlediği kabul edilerek ve iyi hal indirimiyle ceza 15 yıla indirildi.
Mahkeme işkenceyi 'dayanılabilir' buldu: Mahkeme ceza verirken, sanık ve avukatının sorguda işkence yakınmasını dikkate almazken şu gerekçeyi de kullandı: "Şüphelinin iddia edildiği gibi yoğun işkenceye maruz kalsa dahi adam öldürme suçlaması gibi bir suçlamada suçu kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu..."
İşkence budur: Sanık avukatı Bahadır Oktay, mahkeme kararını temyiz etti. Ünlü ceza hukukçusu Prof. Dr. Faruk Erem'in 'İşkence; insan soyunun insanca bir yerinin yıkılmasıdır... İşkencenin istenen şekilde konuşturamayacağı insan yoktur" ifadelerine atıf yapan avukat, cezaya 10'un üzerinde temel itirazda bulundu.
Polis savını çürüten haber: Avukat, işkence iddialarını 'sanık yer göstermede linç edilmek istendi, vücudundaki izler ondan' şeklindeki savunmayla çürütme girişimini de yer göstermeyi görüntüleyen TV kasedini mahkemeye sunarak engelledi.
Yargıtay tahliye dedi: Temyiz edilen davada Yargıtay 1. Ceza Dairesi kararını yeni TCK'dan birkaç gün önce verdi. Daire, geçen ay oybirliğiyle mahkeme kararını bozdu, sanığa ceza değil beraat verilmesini istedi, onunla da yetinmeyip sanığın tahliyesine karar verdi. Bozma kararı, tümü önemli çok sayıda gerekçeye dayandırıldı.
Yargıtay, 'bir soruşturma-yargılama nasıl yapılmaz'ı gösterdiği kararında, mahkemeye yönelttiği temel eleştiriler şöyle: 
İşkence görmezden gelinemez: Gözaltına alınmasından önce vücudunda herhangi bir darp, cebir izi bulunmadığı doktor raporuyla saptanan sanığın, Emniyet'te ikrar içeren ifadesini verdikten sonra alınan doktor raporlarında vücudunun muhtelif yerlerinde darp ve cebire maruz kaldığını gösteren lezyonların tespit olunması sebebiyle sanığın beyanını baskı ve işkence altında verdiği yolundaki savunmasının reddinin mümkün olmadığı,
Polisin hazırladığı 'yasak' kanıt: 27.6.2002 tarihinde sanıkla görevli polisler arasındaki konuşmada sanığın avukat istemesine rağmen polisin esas ifadesinin daha sonra alınacağı belirtilerek yönlendirme izlenimi verecek şekilde soru-cevap tarzında olan kaset çözümü (sanığın Emniyet'te ifadesi alınırken polislerce kaydedilen video kaset) ile aynı tarihli olduğu,
Avukat hakkı çiğnendi: Yasal hakları hatırlatılmadan ve avukat hazır bulundurulmadan Cumhuriyet Savcılığı'na ait yer gösterme işleminin CMUK 135. maddesine uygun sayılamayacağı,
Çekinceli imza: Hazırlıkta bulundurulan avukatın sanığın kendisine suç işlemediğini beyan ettiğini ileri sürerek suçu kabul eden ifadenin altına bu açıklamayı yazdıktan sonra imza koyduğu, sanığın bu beyanından sonra aynı gün savcılığa verdiği ifadeyle müteakip tüm beyanlarında müsnet suçu kabul etmediği, 
Maddi delil yok: Öldürme olayıyla sanığın irtibatını gösteren maddi bir bulgunun da mevcut olmadığı,
Akıl hastasından tanık olur mu?: Beyanları karara esas alınan tanıklardan akıl hastası olan Bahri adlı şahsın verdiği hazırlık ifadesinde olaydan bir gün önce maktüleyle 18-20 yaşlarında genç birinin tartıştığını gördüğünü söylemesine rağmen mahkemede tartışan şahsın sanık olduğunu söylemesinin sanığın 1956 doğumlu olduğunu da gözetildiğinde sübut delili olarak kabul edilemeyeceği..."

Beraat olursa çifte mağduriyet 
Öncelikle kızları cinayete kurban giden Güney ailesini derinden yaralayan dava şimdi yeniden görülecek. Yerel mahkemedeki duruşma 20 Temmuz'da. Mahkeme bozma kararına uyarsa sanık beraat edecek. Ceza kararında direnirse dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gidecek. Beraat verilmesi, Güney ailesini 'Peki katil kim' sorusu ve acısıyla yüz yüze bırakırken, katil damgasıyla üç yılını hapiste geçiren sanık da adaletin bir başka mağduru olarak yaşamını sürdürmeye çalışacak.