Temlik nedeniyle alacaklı konumunda bulunduğu dava konusu olayda, İcra ve İflas Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca gerçekte borçluya ait olan tahsil harcının, konuya ilişkin bir başka düzenlemeyi içeren 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28/b maddesindeki hüküm çerçevesinde yatırılan paradan alınmış olması, sonuçta bu miktarın borçludan alınıp kendisine ödenmesine olanak veren yasal düzenlemeler karşısında; hukuka aykırı değildir. Yerel Mahkemenin paralel bir gerekçeye dayalı bulunan direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
Alacağın temlikinin geçerliliği için yazılı sözleşme gerekli olup, özel bir şekil şartına gerek yoktur.
İpotek akit tablosunda "İİK. 21. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla banka tarafından yapılacak her türlü tebligat ................... adresine vuku bulduğu takdirde, tebligatın şahsına yapılmış tebligat olacağını şimdiden kabul ve beyan ederim." ibarelerinin yazılı olması iik.'nun 150/ı maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan hesap kat ihtarnamesinin tebliğ şartını ortadan kaldırmaz. akit tablosundaki bu hüküm, borçluya belirlenen adreste ama usulüne uygun bir tebligatın gerekli bulunduğunu ifade eder.
İpotek tesis edilmesinden veya haciz konulmasından sonra, alacaklının rızası olmaksızın borçlu taşınmaz üzerine bir mükellefiyet tesis ederse, bu durum alacaklının haklarını etkilemez. Alacaklı taşınmazın bu hakla ya da bu haktan ari olarak arttırmaya çıkarılmasını isteyebilir.
Kredi kartı sözleşmesinden doğan alacağa itiraz edilmesi halinde uyuşmazlık İcra Mahkemesinde çözümlenmelidir.
Aksine yasada hüküm bulunmayan hallerde, her türlü sözleşmeden kaynaklanan davalar 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlar.
İK.67/2. maddesi hükmü uyarınca itirazın iptali davalarında alacağın belli ve bilinebilir (likit) olması durumunda istek halinde yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte ise de, icra takibine konu alacağın haksız fiilden kaynaklanması ve alacağın gerçek miktarının ancak mahkeme hükmü ile belirleneceği, likit olmadığı dikkate alındığında davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmesi ve hükmedilen tazminatın miktarının da gösterilmeyerek infazda kuşku yaratacak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13/05/1980 tarihli ve 1980/2684 E., 1980/4303 K. sayılı kararı: Alacaklı harcını verdiği takdirde borçlunun mirasçılarından biri veya tamamı aleyhine takip açabilir ve bu takipte veraset belgesinin ibrazına lüzum yoktur. Mirasçı olarak gösterilen kişilerin itirazı halinde bu hususların tetkiki gerekir.
Kooperatif hissesinin haczi caiz değildir. Ancak kooperatifin tasfiyesi halinde borçlunun hissesi haczedilebilir. Bu nedenle, kooperatifin haciz ihbarnamesine itirazının kabulü gerekir.
Ferdi münasebete geçilmedikçe ve kooperatif herhangi bir şekilde dağılmadıkça, ortağın kooperatif payının haczi mümkün değildir. Öte yandan icra müdürlüğünce, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın tedbir niteliğinde hissenin devrini önler mahiyette karar verilmesi de mümkün değildir.
Hiçbir menfaati olmayan , ticari bir gaye gütmeyen, sadece dostane ilişkiler nedeniyle tüketime yönelik banka kredi kartı kullanmasına imkan tanımak için verilen teminatın, garanti beyanı adı altında da olsa bir garanti sözleşmesi amacı ile değil, kefalet amacı ile verildiğinin kabulü gerekir.
Bir yıllık süre içerisinde haciz talebinde bulunulması üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasından sonra takibin yenilenmesine veya borçluya yeni bir ödeme emri gönderilmesine gerek yoktur.
Sıra cetveline itiraz davaları kural olarak genel mahkemelerde görülür. Ancak, itiraz sadece sıraya yönelikse, İcra Mahkemeleri görevlidir.
Borçlunun Nezdinde Doğmuş ve Doğacak Hak ve Alacakları İçin Çıkarılan Haciz İhbarnamesi - Fiili Durumla Sınırlı Olacağından Muhtemel Alacaklar Açısından Sonuç Doğurmayacağı
lİK'nın 142/a maddesi uyarınca, sıra cetveline karşı şikayet veya itiraz edilmişse, cetvelde hak sahibi görünen alacaklı, bir bankanın kesin teminat mektubunu dosyaya ibraz ederek payına düşen meblağı tahsil edebilir. Bu maddeye göre alacaklı teminat mektubu ile tahsil ettiği tarihten itibaren icra dosyasına iadesi gereken tarihe kadar geçecek süreye ait faiz ve alacağı İcra Dairesi'nin ilk yazılı talebi üzerine kısmen veya tamamen ödemeyi taahhüt eder. Buradaki faiz temerrüt faizi olmayıp, yasadan kaynaklanan alacaklı tarafından daha önce bilinen ve ödenmesi taahhüt edilen bir meblağ olup, anapara niteliğindedir.
T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi E:2009/6382 K:2009/14188 T:29.06.2009
T.C. YARGITAY 16. Hukuk Dairesi E:2009/3471 K:2009/4934 T:06.07.2009
T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi E:2008/21494 K:2009/1667 T:27.01.2009
T.C. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi E:2008/7104 K:2009/1266 T:19.02.2009
T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi E:2008/24018 K:2009/4303 T:03.03.2009
T.C. YARGITAY 17. Hukuk Dairesi E:2008/6098 K:2009/1522 T:19.03.2009
T.C. YARGITAY 7. Ceza Dairesi E:2006/7540 K:2009/6779 T:04.06.2009
T.C. YARGITAY 16. Hukuk Dairesi E:2009/146 K:2009/606 T:12.02.2009
T.C. YARGITAY 16. Hukuk Dairesi E:2009/445 K:2009/935 T:23.02.2009
T.C. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi E:2009/1340 K:2009/4479 T:14.05.2009
T.C. YARGITAY 12. Hukuk Dairesi E:2009/4211 K:2009/11715 T:01.06.2009
T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu E:2009/12-38 K:2009/80 T:18.02.2009
Alacaklı ticaret mahkemesinden aldığı ihtiyati haciz kararına istinaden borçlular aleyhine, ticaret mahkemesinin yargılama alanı içinde bulunan başka yer İcra Dairesinde takibe başladığına göre yetki itirazının reddi gerekir.
"Yetkili hamilin ödememe protestosu çekmiş olmasına ve protestoyu bono ile birlikte ihtiyati haciz talebine eklemesine gerek yoktur. Ayrıca muaccel alacaklarda borçlunun mal kaçırma ihtimalinin aranmasına da gerek bulunmamaktadır. Bononun vadesinin gelmesi gerekli ve yeterlidir."
Bankaların Harç Muafiyeti
Taahhüdü ihlal suçunun oluşması için takibin kesinleşmesi ve yapılan taahhüdün geçerli olması gerekmektedir. Yasa yararına bozma istemine konu edilmemiş olsa dahi, suçun oluşup oluşmadığı ve suç tarihini, dolayısıyla uygulanacak yaptırımı saptamaya yönelik bilgi ve belgelerin dosya içinde bulunması zorunludur. Dairelerce henüz görüş bildirilmeyen bir konuda, Ceza Genel Kurulu'nca doğrudan karar vermek yasa yolu denetiminden beklenen yararı sağlamayacağından, öncelikle anılan eksikliklerin giderilmesinden sonra mı yasa yararına bozma konusunda karar verileceği ya da bu hususların dosyadan anlaşılamaması nedeniyle yasa yararına bozma isteminin bu aşamada red edilerek, eksiklerin tamamlanmasının mı isteneceği keyfiyeti Özel Daire'ce değerlendirilmelidir.
TAAHHÜDÜ İHLAL SUÇUNUN OLUŞABİLMESİ İÇİN, ÖDENECEK TOPLAM MİKTARIN RAKAMSAL OLARAK BELİRLENMESİ, TARAFLARIN BELİRLENEN BU MİKTAR ÜZERİNDE İCAP VE KABULDE BULUNMASI ZORUNLUDUR. TAAHHÜT ESNASINDA ÖDENECEK MİKTARIN HİÇBİR KUŞKUYA YER VERMEKSİZİN BELİRLENMESİNDE ZORUNLULUK BULUNMAKTADIR.
Takibe dayanak yapılan ipoteğin azami had ( limit ) ipoteği olduğu gözetilmeden davalının bu takip dolayısıyla limiti aşan borçtan da sorumluluğuna karar verilmesi isabetsizdir.
Asıl borçlu ile birlikte borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine icra takibinden önce ödeme istemi tebliğ edilmedikçe, ipotek borçlusu bakımından borç muaccel olmaz. Muaccel olmayan bir alacak için de icra takibi yapılamaz. ipotek akit tablosu içeriğinden üst sınır ipoteğinin tesis edildiği anlaşıldığına göre, limiti aşacak şekilde faize hükmedilemez. Davanın kısmen reddedilmesi halinde, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmelidir.
Uyuşmazlık, tüketici ile satıcı arasındaki kredi kartı kullanımından kaynaklandığına göre, tüketici mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir.
Mevzuat Kapsamında Banka ve Müşteri Sırrı
Borçlunun mal beyanında bulunurken bankadaki mevduatını bildirmemiş veya hiç mal beyanında bulunmamış olması hallerinde, alacaklının, borçlunun mevduatının bulunduğunu bildirdiği bankadaki mevduatın haczi mümkündür. Banka sırrı nedeniyle alacaklının hangi bankada borçluya ait hesap olduğunu bilmesi mümkün değildir. Bu nedenle İcra Dairesi, alacaklının, borçlunun mevduatının bulunduğunu bildirdiği ( tahmin ettiği ) bankadaki mevduatı alacaklının talebi üzerine haczeder. Borçlunun o bankada gerçekten mevduatının bulunup bulunmadığı, ancak birinci haciz ihbarnamesinden sonra belli olacaktır. kendilerine haciz ihbarnamesi veya ücret haczi bildirilen üçüncü kişiler, meslek veya banka sırrına dayanarak cevaptan kaçınamazlar, cevap vermeye ve borçlunun mevcudunu İcra Dairesine teslime mecburdurlar.
Copyright © 2009 - Bahadır Oktay Huıkuk Bürosu, Her Hakkı Saklıdır.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Şifremi Unuttum !
Hukuk büromuza deneyimli personel alımı yapılacaktır. Başvurular için öncelikle bahadiroktay@hotmail.com adresine CV düzenlenerek gönderilmesi rica olunur.
Hukuki Danışma Sistemi bu aşamada sadece Türkiye İş Bankası A.Ş. takip müşterilerinin yeniden yapılandırma ve taksitlendirmeye ilişkin taleplerinin alınması amacıyla kullanıma açılmış olup bunun haricinde internet üzerinden hukuki danışma hizmetimiz bulunmamaktadır.
Türkiye İş Bankası A.Ş. Boyabat Şubesince TOAH' da izlenen firmaların yasal takip süreçlerine ilişkin bilgilerin sisteme girişi devam etmektedir.
Türkiye İş Bankası A.Ş. Sinop Şubesince TOAH' da izlenen firmaların müvekkil bilgilendirme sistemine girişi tamamlanmıştır.
Avukat Portal Giriş Bilgisi
2009-2010 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Hukuki Danışma Modulü hakkında duyuru
Büromuz kurucusu sayın Avukat Bahadır OKTAY hakkında basında yer alan haberler
Anayasa Mahkemesi Kararı - 08.01.2010
DEĞİŞEN İCRA FORMLARI
Kredinin geri ödenmesi İcra Harç Muafiyeti
Güncel Yargıtay kararları siteye eklenmiştir.
Çalışma Takvimi - Randevu Hattı
Müvekkil Dosya Takip Sistemi
Türkiye İş Bankası A.Ş. takip borçluları hakkında
e-Posta Adresi:
Tasarım ve Programlama: Dataişlem